Hakkari

'Doğu Anadolu Bölgesi' forumunda Serzenish tarafından 6 Aralık 2017 tarihinde açılan konu

  1. Serzenish

    Serzenish Duygusuz Üye

    Mesaj:
    412
    Medya Galerisi:
    7
    Albümler:
    1
    Alınan Beğeniler:
    132
    Ödül Puanları:
    43
    Cinsiyet:
    Erkek
    Şehir:
    Ankara
    Hakkari’nin tarihi çok eski devirlere dayanır. Mağaralar içinde bulunan eşyalar ve kaya resimleri bu bölgenin eski yerleşim merkezi olduğunu gösterir. Bölgeye Sümerler, Âsuriler, Babilliler, Medler hakim olmuştur. M.Ö. 6. asırda Medler bölgeyi Babillilerden ele geçirdiler. M.Ö. 4. asırda, Makedonya Kralı İskender, Medleri yenerek İran’ı ve bu bölgeyi ele geçirdi. Fakat iskender ve Bizanslılar bu bölgeye fiilen hakim olamadılar. İskender’in ölümünden sonra Makedonya Krallığı, generalleri arasında taksim edildi. Bu bölge, Selevkos (Asya) İmparatorluğunda kaldı. Selevkos’un mirasına Roma İmparatorluğu sahip oldu. Fakat bölge Roma ile Partlar, sonra da Sasaniler arasında devamlı el değiştirdi. M.S. 395’te, Roma İmparatorluğu bölününce Doğu Roma (Bizans), bu topraklara sahip olmak istedi, fakat hiçbir zaman bu bölgeye hakim olamadı.

    Hazret-i Ömer zamanında bölge, İslam orduları tarafından 640 senesinde feth edildi. Selçuklu Türkleri Anadolu’ya geldiklerinde Hakkari bölgesi, Bağdat’taki Abbasi halifelerine bağlı idi. 1054’te Selçuklular, Hakkari bölgesine hakim oldular. 1122-1262 arasında Selçuklulara bağlı Musul Atabegleri (Zengiler), bu bölgeyi Selçuklular adına idare ettiler. 1142 senesinde Atabeg İmadeddin Zengi. Aşip Kalesi yerine İmadiye Kalesi ve şehrini kurdu. 1262’de İlhanlılara bağlanan Hakkari’yi Abbasi ailesinden gelen Hakkari Beyleri idare ettiler.

    Karakoyunlu Bayram Hoca’nın hakimiyeti sırasında 1349’da Celayirlilerin eline geçen Hakkari, 1366’da yeniden Karakoyunluların, 1387’de Timur Hanın, 1405’te yeniden Karakoyunluların eline geçti. 1468’de Uzun Hasan’ın gönderdiği Sofi Halil ve Arabşah Beylerin Hakkari Beylerini yenmesi üzerine Dümbüllü Türkmenleri bölgeye hakim oldular. Bu hakimiyetleri sırasında 1472’de Çölemerik’te “Meydan Medrese”yi yaptırdılar.

    Hakkari Beylerinden Gübali oğlu Esedüddin, 1468’de gizlice Mısır’a gitti. Kölemenlerin emrine girdi. Mısır’daki Nasturilerin yardımı ile Hakkari’ye geldi. Tiz Kalesine girerek Dümbüllü Türkmenlerini bozguna uğrattı ve bu bölgeyi ele geçirdi. Ölümünden sonra yerine Zahid Bey geçti. Esedüddin’in sülalesine Şenbolar dendi. Zahid Bey, Gevar (Yüksekova) ile Akdamar’ı elegeçirdi. Zahid Beyin oğulları Seyyid Mehmed Vastan’da, Malik Bey Çölemerik’e 4 km uzaklıktaki Bay Kalesinde hüküm sürdüler. Yeğenleri Zeynel, bir baskınla Bay Kalesini ele geçirdi. Malik Bey, Vastan’a gitti. Bir müddet sonra Seyyid Mehmed Bey, Bay Kalesini ele geçirerek bütün Hakkari’ye hakim oldu.

    Yavuz Sultan Selim Hanın 1514 Çaldıran Seferinden sonra bölge, 1534’te Van bölgesi ile birlikte Osmanlı hakimiyetine girdi. Safeviler, bir ara Hakkari’ye hakim olmuşsa da, Kanuni Sultan Süleyman Hanın 1548’de Van fethi ile birlikte Hakkari yeniden Osmanlı idaresine bağlanmıştır. Seyyid Mehmed Bey, Osmanlılar adına bu bölgeyi idare etmiştir. Fakat Seyyid Mehmed Bey ile oğlunun bazı hareketleri sebebiyle bölge yeğeni Zeynel Beye Ocaklık olarak verildi. Zeynel Bey, Çölemerik Kalesini merkez edinmiş, burasını onarmış, Dize’deki (Üzümcü köyü) kurşun ve başka bir yerdeki kükürt ocaklarını işlettirmiştir. Tebriz Seferi sırasında 1583’te şehid olmuş ve yerine oğlu Zekeriya Bey geçmiştir. Son “Ocaklı” Hakkari Beyi Şenbolu Nurullah ile Cizreli Bedirhan Beyler birleşerek, 1843’te Tiyari ve 1846’da Tohum Ocaklarında oturan Nasturileri yenerek ocaklarını yağma ettiler. Osman Paşa gelerek her ikisinin ocaklık hakkını kaldırdı (1847).

    Osmanlı idaresinde Hakkari, Van Beylerbeyliğinin 14 sancağından (vilayetinden) birini teşkil etti. Tanzimattan sonra da Van vilayetine bağlı 2 sancaktan biriydi. 5 kazası vardı. Bu kazalardan biri “İmadiye” Irak’ta kaldı. “Başkale” ise Van’a bağlandı.

    Hakkari’nin merkezi “Çölemerik” kasabası idi. Süryanilerin “Gülarmak”, Ermenilerin “İlmar” ve Türklerin de “Çölemerik” dedikleri bu kasabanın Koçanis Manastırında Birinci Dünya Harbine kadar Nasturi patriği oturdu.

    Rusların 1858’de Türklere savaş açması sonunda Dağıstandaki Şeyh Şamil ile işbirliği yapan Şemdinlili Seyyid Taha, Ruslara savaş ilan etti. Vefatı üzerine kardeşi Şeyh Salih, Âzerbaycanlıları ve Hakkarilileri Ruslara karşı ayaklandırdı. Bu sırada Cizre’de bulunan İzzeddin Şir, Yezidi ve Nasturilerle işbirliği yaparak Rusya adına Musul ve Bitlis bölgesini 1854’te işgal ve yağma ettiler. Diyarbakırlı Hacı Timur Ağa, bu hainleri 1855’de yendi ve cezalandırdı. 1855-1865 arasında Van sancağına bağlı olan Albak, Çölemerik, Gevaş (Yüksekova), Beytüşşebap, Çal-Tiyari, Şemdinan (Şemdinli) ve Kotur ilçeleri Erzurum’a bağlandı. 1865’te Van vilayeti yeniden kurulunca tekrar Van’a bağlandılar.

    Birinci Dünya Harbinde Ruslar, Çölemerik’i 24 Mayıs 1915’de işgal ettiler. Nasturi lideri Merşamun’u Hoy’a götürdüler. Onun vasıtasıyla bütün Nasturiler ayaklandı ve silahlı çeteler kurarak Türk ordusuna ve halkına saldırdılar. Müslüman ve Türk halkı, Rus ve Nasturi zulmünden civar bölgelere kaçtılar. 1918’de Çölemerik ve Gevaş (Yüksekova) Türkler tarafından kurtarıldı. İsyancı Nasturi ve Ermeniler, Urmiye bölgesine çekildiler. Eski yerlerine gitmek isterken Vali Haydar emrindeki Türkler, Nasturileri yendiler.

    Milli mücadele (İstiklal Harbi) sıralarında Şemdinlili Seyyid Taha ile Şahaklı Simiko, Yirminci Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ile işbirliği yaptılar ve onu desteklediler. Böylece Seyyid Taha kuvvetleri, Nasturi ve Ermeniler’in bölgeye girmelerini önlediler. 1926’da yapılan Ankara Antlaşması ile Musul ve Hakkari’nin beş bölgesi sınır dışında kaldı. Çölemerik, Gevaş (Yüksekova) ve Şemdinan (Şemdinli) ilçelerinden meydana gelen Hakkari vilayeti kuruldu. Bir ara Van’a bağlanan Hakkari 4.1.1936 tarih ve 2885 sayılı kanunla vilayet (il) oldu.

    Bu bölgede yaşayan Kürt ve “Kurdak” diye anılan kimselerin Oğuz Türklerinden ve Türkmen soyundan bir boy olduğu; tarih, antropoloji, etnoloji, din, dil, sosyoloji ve folklor gibi çeşitli araştırmalarla ilmi olarak ortaya konmuştur. Orta Asya’da Yenisey Kitabelerinde şu satırlar vardır: Hakk
     

Bu Sayfayı Paylaş